Tescil başvurusunda bulunmaya niyetlenen kişilerin önemli bir bölümü, sürecin daha ilk adımında ummadıkları bir gerçekle yüzleşir. Aylarını, kimi zaman yıllarını verdikleri çalışmanın koruma kapsamına alınamayacağını öğrenmek, basit bir hayal kırıklığından ibaret değildir. Harcanan emeğin, ayrılan bütçenin ve geçen zamanın boşa gittiği anlamına gelir.
Hangi buluşların bu korumanın dışında kaldığını, Türk hukuku ve uluslararası uygulamalar ışığında somut biçimde ele alalım.
Korumanın Olmazsa Olmaz Koşulları
Bir buluşun patent alabilmesinin üç şartın eş zamanlı sağlanmasına bağlıdır: yenilik taşıması, buluş basamağı içermesi ve sanayide uygulanabilir olması. Bu koşullardan birinin dahi eksikliği, başvurunun geri çevrilmesine yeter. Ne var ki uygulama her zaman bu kadar yalın ilerlemez. Sınırda kalan örnekler ve yanlış yorumlanan istisnalar, başvuru sahiplerini ciddi karışıklıklara sürükler.
Tescil Edilemeyen Buluşlar ve Sık Yapılan Yanlış Anlamalar
Tescil korumasının sınırlarını bilmeyen başvuru sahipleri, çoğu zaman umut bağladıkları çalışmanın daha en baştan değerlendirme dışı kaldığını görür. Aşağıdaki kategoriler, uygulamada en sık geri çevrilen başvuru türlerini ve bunların ardındaki mantığı ortaya koyar.
“Bir fikrim var, hemen başvurabilirim”
En çok rastlanan yanılgılardan biri tam olarak budur. Soyut düşünceler, kavramlar ve teoriler korumanın dışındadır. Hukuki güvence, teknik bir sorunu çözen, uygulanabilir bir buluşa tanınır; havada kalan bir fikre değil. “Şöyle bir uygulama geliştirsek nasıl olur?” düzeyindeki bir tasavvur, henüz teknik bir buluş niteliği taşımaz.
Matematiksel yöntemler ve zihinsel faaliyetler
Matematiksel formüller, hesaplama teknikleri ve insan zihninin yürüttüğü işlemler kapsam dışı bırakılmıştır. Bir algoritmanın tek başına tescili söz konusu olamaz. Burada gözden kaçırılmaması gereken bir incelik vardır: Aynı algoritma, somut bir teknik etki doğuran sistemin bir parçası haline geldiğinde, o sistem bütün olarak koruma kapsamına alınabilir. Bu ayrım, özellikle yazılım geliştirme tarafında sıklıkla birbirine karıştırılır.
Yazılım ve iş yöntemleri
Yazılımın hiçbir koşulda tescil edilemeyeceği kanısı yaygındır; oysa durum bu kadar keskin değildir. Türkiye’de ve Avrupa’da bir yazılım, teknik bir problemi teknik bir yöntemle çözüyorsa korumadan yararlanabilir. Buna karşılık yalnızca ticari ya da idari bir işleyişi otomatikleştiren yazılımlar genellikle bu eşiği aşamaz. En sık yapılan hata, başvuruyu teknik içerikten yoksun şekilde kaleme almaktır.
Keşifler ve doğal olgular
Mevcut bir şeyi keşfetmek ile onu icat etmek aynı kapıya çıkmaz. Doğada hâlihazırda bulunan bir maddeyi, mikroorganizmayı veya olguyu saptamak tek başına hak doğurmaz. Bununla birlikte o maddenin daha önce bilinmeyen bir kullanımını ortaya koymak ya da onu sanayi yöntemleriyle üretilebilir kılan bir teknik geliştirmek koruma kapsamına girebilir. Bu ayrım, biyoteknoloji ve ilaç alanında belirleyici bir ağırlık taşır.
Estetik yaratımlar ve sanat eserleri
Tasarımlar, sanat eserleri ve yalnızca görsel değer taşıyan yaratımlar bu yol yerine telif hakkı veya tasarım tescili aracılığıyla korunur. Dikkat çekici bir ürün ambalajı ya da özgün bir grafik çalışma, farklı bir güvence mekanizmasına tabidir. Bu, söz konusu unsurların korumasız kaldığı anlamına gelmez; yalnızca koruma kanalı değişir.
Tıbbi tedavi ve teşhis yöntemleri
İnsan ya da hayvan bedenine uygulanan cerrahi müdahaleler, tedavi ve teşhis yöntemleri kapsam dışında tutulmuştur. Buradaki amaç, hekimlerin mesleki hareket alanını daraltmamaktır. Ancak bu sınırlamanın yalnızca yöntemle ilgili olduğunu belirtmek gerekir; o yöntemde kullanılan cihaz veya ilaç, ayrı bir başvuruyla tescil edilebilir.
Kamu düzenine ve ahlaka aykırı buluşlar
Uygulanması kamu düzenini ya da genel ahlakı zedeleyen buluşlar da korumadan yararlanamaz. Biyolojik silahlar ve insan klonlaması gibi alanlar bu çerçevede değerlendirilir. Pratikte seyrek rastlanan bu sınırlama, tartışmalı sınır davalarında zaman zaman gündeme taşınır.
Yanlış Anlama mı, Yanlış Başvuru mu?
Yukarıda sıralanan kategorilerin bir kısmı aslında “tescil edilemeyen” buluşları değil, “hatalı kaleme alındığı için reddedilen” başvuruları işaret eder. Özellikle yazılım, iş yöntemleri ve biyoteknoloji alanlarında teknik içeriği doğru ve yeterli düzeyde ortaya koyan bir metin, reddedilmeye mahkûm görünen bir başvuruyu kabul edilebilir hale getirebilir.
Bu yüzden başvuru öncesinde bir uzmanla ön değerlendirme yapmak, hem zaman hem bütçe açısından en sağlıklı tercihtir.
Her yenilik tescil edilemez; fakat tescil edilemeyeceğini sandığınız nice buluş, doğru biçimlendirildiğinde koruma kapsamına girebilir. Asıl mesele, buluşun hangi kategoriye ait olduğunu en baştan isabetli saptamak ve başvuruyu buna göre şekillendirmektir.
Acar Patent olarak, tescil edilebilirlik ön araştırmasından başvuru metninin hazırlanmasına dek her aşamada yanınızdayız.